English Arabic Bulgarian Chinese (Simplified) French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Russian Spanish Swedish Turkish

 

ANKARA OFİSİMİZ  VE  ADRESİMİZ . GENEL CELP  

G.M.K  BULVARI  ATA  APT NO:  36  KAT  6  NO: 16

 KIZILAY /ANKARA

NOT:  GELMEDEN  ÖNCE  RANDEVU  ALINIZ  LÜTFEN

NOT: ADRESİ  BELLİ  OLMAYAN  HİÇ  BİR

MEDYUM UN  SAMİMİYETİNE  İNANMAYIN ..

MEDYUM  KADİR - ANKARA

CANDAR BÜYÜSÜ ..  CELBİ  MUHABBET .. AŞK

BÜYÜSÜ  EN  ETKİLİ  SONUÇ  VE  KISA  ZAMANDA

EN  TESİRLİ  TILSIMLAR  VE  VEKFLER .

SADECE BU  SİTEDE  MEVCUTTUR

MEDYUM  KADİR  - ANKARA

 

 

Duyuru

İHLAS SURESİ MEAİLİ :

1- De ki : O Allah, birdir.

2- Allah, eksiksiz bir Samed dir- Hiç bir şeye ihtiyacı yoktur ; herşey Ona muhtaçtır.

3- Doğurmadı ve doğrulmadı .

4- Ona bir denk olmadı

MEDYUM KADİR ANKARA ,DAN TÜM

TÜRKİYE YE  HİZMET VERMEKTEDİR ..

DERTLER BİTMEZ ÇARELER TÜKENMEZ ..

KURAN-İ KERİM

QP-YAZARLAR V2

nadide

Yazar Ön Bilgi
 Yazarın profilini görüntüle. Yazar şu an Offline
Yazara E-Posta Gönder


Yazarın Son Ekledikleri

 Yazarın toplam 287 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (287)

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MEDİNEYE HİCRETİ VE CALİSMALARI


PEYGAMBERİMİZİN    MEDİNEYE   HİCRETİ    VE  ÇALIŞMALARI

Peygamberliğin  on  dördüncü  yılı  idi . Mekke’deki  Müslümanlar  Medine’ye  göç  etmişlerdi . Mekke  şehrinde  Hazreti  Peygamber  ile  aile  halkı  ve  Hazreti  Ebu  Bekir  ile  Hazreti  Ali  kalmışlardır .

Müslümanların  böyle  Medine’ye  gidip  orada  bir  kuvvet  meydana  getirmeleri , Mekke’deki  Gayrimüslimleri  düşündürüyordu . Darü’l-Nedve  denilen  bir  binada  toplandılar . Müslümanların  en  büyük  düşmanı  olan  Ebu  Cehil  adındaki  şahsın  sözüne  uydular . Hazreti  Peygamberi  öldürmeye  karar  verdiler . Her  kabileden  bir  şahıs  ayrılarak  geceleyin  Hazreti  Peygamber’in  evinin  etrafını  kuşattılar . Uyumasını  bekliyorlardı , onu  öldüreceklerdi .

İşte  o  gece  Cibril-i  Emin  geldi , durumu  Hazreti  Peygamber’e  bildirdi  ve  Medine’ye  hicret  için  kendisine  izin  verildiğini  söyledi . Hazreti  Peygamber  kendi  yatağına  Hazreti  Ali’yi  yatırdı . Yerden  bir  avuç  toprak  alıp  dışarıda  bekleyen  müşriklerin  üzerine  saçtı . Hiçbirisi  görmeksizin  aralarından  çıkıp  gitti . O  gece  bir  yerde  kaldı . Gündüzün  öğle  vakti  Hazreti  Ebu  Bekir’in  evine  gitti  ve  beraberce  hicret  edeceklerini  müjdeledi .

Rebiülevvel  ayının  ilk  günleriydi . Peygamber  Efendimiz  Hazreti  Ebu  Bekir  ile  Mekke’den  çıktılar . Mekke’ye  bir  saltık  uzaklıkta  bulunan  “ Sevr ” dağına  gittiler . Orada  “ Athal ” denilen  bir  mağarada  saklandılar . O  gece  orada  kaldılar . Mekke  müşrikleri  durumu  öğrenince  Hazreti  Peygamber’in  peşine  düştüler .

Her  tarafı  yokladılar . Öyle  ki , bu  mağaranın  yanına  bile  geldiler . Fakat  mağaranın  kapısına  örümcekler  hemen  ağlarını  örmüş , güvercinlerde  oracıkta  yuva  kurmuşlardı . Orada  kimsenin  bulunamayacağını  anlayarak  geri  döndüler . Bu  bir  mucizeydi .

Son  Peygamber  Efendimiz  muhterem  arkadaşı  ile  mağaradan  çıktı . Daha  önce  Abdullah  İbni  Ureykıt  adında  biri  aracılığı  ile  hazırlanmış  oldukları  iki  deveden  birini  Hazreti  Peygamber  ile  Hazreti  Ebu  Bekir , diğerine  de  Hazreti  Ebu  Bekir’in  oğlu  Abdullah  ile  “ Amir  İbni  Füheyre ” giderek  Medine  tarafına  yöneldiler . Yolda  birçok  üstün  haller  meydana  geldi .

Hazreti  Peygamber  ( s.a.v. ) Efendimizin  Mekke’den  çıkmış  olduğunu  öğrenen  müşrikler  peygamberi  ve  arkadaşı  Ebu  Bekir’i  yakalayıp  getirecek  kimselere  yüz  deve  vereceğini  ilan  etmişlerdi . Bunu  almak  için  Beni  Müdliç  aşiretinden  “ Süraka ” adında  birisi  Peygamber  Efendimizin  arkasına  düştü .

Kudeyd  denilen  yerde  Peygamberimize  yetişti . Fakat  atının  ayakları  dizlerine  kadar  yere  battı . Bundan  davranışının  kötü  olduğunu  anladı . Peygamberimizden  güvenlik  sözü  istedi  ve  onu  Peygamberden  aldı , bu  şekilde  kurtuldu . Mekke’nin  fethinde  de  İslamiyet’i  kabul  etti .

Beni  Elsem  kabilesinden  “ Bureydetü’bnü’l-Huseyb ” adındaki  biride , yetmiş  kadar  atlı  ile  Hazreti  Peygamberi  yakalamak  sevdasına  düştü . Fakat  Hazreti  Peygambere  yetişince  fikrini  değiştirdi . Kalbinde  iman  parlamaya  başladı . Beyaz  sarığını  çözdü . “ Ey  ( ALLAH’IN ) resulü . Sizin  böyle  bayraksız  yürümenize  gönlüm  razı  olmuyor ; izin  verinizde , alemdarınız  ( sancaktarınız ) olmak  şerefine  kavuşayım ” dedi  ve  aldığı  izin  üzerine , sarığını  kargısının  ucuna  bağladı . Medine’ye  bir  saat  uzaklıkta  olan  “ Kuba ” köyüne  kadar  peygamberin  yanından  ayrılmadı . İslam’ın  ilk  bayrağı  bu  mübarek  sarıktır .

Peygamberimizin  Medine’ye  varacağını  Medineliler  işitmişti . Her  sabah  Medine  dışına  çıkar , sıcaklar  basıncaya  kadar  beklerdi . Bir  pazartesi  günü  Hazreti  Peygamber  ile  mağara  arkadaşı  Hazreti  Ebu  Bekir’in  gelmekte  oldukları  göründü . Hemen  karşılamaya  koştular  ve  Kuba  köyünde  onlarla  buluştular .

Peygamber  Efendimiz  Kuba’da  üç  gün  kaldı  ve  meşhur  Kuba  mescidini  yaptırdı . İslam’da  yapılan  ilk  mescit  budur . Sonra  Hazreti  Ali  arkadan  yetişip  Kuba’da  Hazreti  Peygamberle  buluştu . Ashabı  kiramdan  meşhur  “ Selman-ı  Farisi ”de  Kuba’ya  gelip  İslam  dinini  kabul  etti .

Peygamber  Efendimiz , Nebiülevvel  ayının  on  altısına  rastlayan  bir  Cuma  günü  idi  ki , sabahleyin  Müslümanlardan  yüz  kişi  ile  Kuba’dan  ayrılıp  Medine’ye  yürüdüler . Yolda  “ Ranuna ” denilen  derenin  üst  tarafına  indiler . Peygamber  Efendimiz  orada  çok  açık  ve  güzel  hutbe  okuyup  Cuma  namazını  kıldırdı . Hazreti  Peygamber’in  ilk  kıldırdığı  Cuma  namazı  budur .

Peygamber  Efendimiz , o  gün  Medine’ye  şeref  verdiler . O  gün  Müslümanlar  için  bayram  olmuştu . Her  ağızdan : “ Ya  Resulallah ” “ Hoş  geldiniz ” sesleri  yükseliyordu . Her  yüzde  bir  neşe  ve  bir  sevinç  parlıyordu . Güzel  şiirler  okunuyordu .

Ensar-ı  kiramdan  her  biri : “ Ya  Resulallah , benim  evimi  şereflendir ” , diye  yalvarıyorlardı . Fakat  Peygamber  Efendimiz  hiç  birinin  gönlü  kalmasın  diye : “ Devemi  bırakınız , yüce  ( ALLAH ) tarafından  görevlendirildiği  taraf  gidiyor . Bakalım  nerede  duracak ” buyurdu . Deve  de  önce  “ Malik  İbni  Neccar’ın ”  evi  önündeki  boş  arsada  çöktü .

Sonra  kalkıp  Beni  Neccar’dan  “ Halid  Ebu  Eyyub  El-Ensari’nin ” evinin  önünde  çöktü . Oradan  da  kalkıp  yine  eski  yerine  dönerek  orada  durdu . Peygamber  Efendimiz : “ İnşallah  konağımız  burasıdır ” , diyerek  Hazreti  Halid’in  evini  şereflendirdi . Yedi  ay  o  evde  oturdu .

Ensar-ı  kiram  (  Medineli  ashab ) , her  gün  Peygamberi  ziyaret  ederek  nöbetle  yemek  getirir  ve  hizmette  bulunurdu . O süre  içinde , adı  geçen  boş  arsa  on  miskal  altına  satın  alınarak  üzerinde  bir  mescit  bina  edildi . Bugün  imarına  pek  büyük  önem  verilerek  yapılmış  olan  Mescid-i  Nebevi ( Peygamberin  Mescidi ) işte  aslen  bu  mübarek  mescittir .

Bunun  çevresinde  yapılmış  olan  hücreler  ( odalar ) tamamlanınca  Peygamber  Efendimiz  bunlara  taşındı . Mekke’ de  kalmış  olan  müminlerin  annesi  Hazreti  Sevde  ile  Peygamberimizin  diğer  aileleri  Medine’ye  getirildi . Artık  Medine-i  Münevvere  bu  mübarek  müminlerin  ikinci  yurdu  olmuştu .

Müslümanlar  tarafından  kabul  edilen  “ Hicri  Tarih ” Peygamber  Efendimizin  Medine’ye  hicret  ettikleri  yılın  Muharrem  ayından  başlar. Bu  tarihten  itibaren  Müslümanlar  için  pek  parlak  bir  ilerleme  ve  açılma  devresi  başlamış  oldu .

Mescid-i  Nebevi  ( Peygamber’in  mescidi )  yapıldıktan  sonra , ashab-ı  kiram  toplanı  beş  vakit  namazı  cemaatle  kılmaya  başlamışlardı . Fakat  namaz  vakitlerin  ilan  edip  bildirmek  gerekiyordu . Başka  milletlerin  ibadete  çağırmak  için  botu  öttürmek , çan  çalmak , yüksek  bir  yerde  ateş  yakmak  gibi  kabul  etmiş  oldukları  anlamsız  işaretler  İslamiyet’e  yakışmazdı . Bir  aralık  hazreti  Ömer’in  teklifi  ile : “ Essalate  Camiaten  ( topluca  namaza ) ” diye  seslenildi .

Sonra  Ensar-ı  İkram’dan  Abdullah  İbni  Zeyd’e  rüyasında  bildiğimiz  şekilde  ezan  öğretildi . Hazreti  Ömer’de  böyle  bir  rüya  gördü . Peygamber  Efendimiz  bunu  işitince : “ İnşallah  bu  rüya  haktır , namaza  böyle  çağrılmalıdır ”, diye  emretti . Sonra  bu  rüya  ( ALLAH’IN ) vahyi  ile  de  sağlamlaştırıldı . Artık  namaz  vakitleri  bu  şekilde  ilan  edilir  oldu .

Yer  yüzünde  namaz  vakitleri  değişik  saat  ve  zamanlara  rast  geldiği  için  hiçbir  saat    yoktur  ki , orada  Muhammedi  ezan  okunmasın . Bu  şekilde  yüce                        ( ALLAH’IN ) birliği  ve  büyüklüğü , peygamberimizin  elçiliği , namazın  kurtuluşa  sebep  olduğu  bütün  insanlık  alemine  yüksek  bir  sesle  ilan  edilmiş  oluyor .

Peygamber Efendimizin  ilk  müezzini  Bilal  Habeşi’dir . Ebu  Mahzure  Samure  ile  Amr  İbni  Ümmi  Mektüm  ve  Sa’dü’l-Karaz’da  Peygamberimizin  müezzinlerindendir . ( Radıyallahu  Teala  Anhüm ) .                       

MEDYUM KADİR


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


Domain Domain